
Bir insanın başka bir insanın mahremiyetine inip bunu yazabilmesi zor olmalı. Bunun ötesine geçip yaşananları tüm çıplaklığıyla ortaya koymak.
İnsanın kırmızı çizgileri olmalı. Ali Ural’ın bir denemesinde okumuştum. Denemenin sonundaki cümle çok güzeldi. “Allah’ın insana koyduğu sınırlar var.” İnsanın kendini zaptettiği bir DUR düğmesi olmalı. Aklıyla, duygusuyla bunu kontrol altına alabilir mi insan bilemiyorum ama Zor...
Filmde insanın derinine girdikçe giriyoruz. Hayallerine, rüyalarına, fantezilerine kameramızı sokup bunu doğal karşılayabiliyoruz. Hiç utanmıyoruz. Yüzümüz de kızarmıyor artık. Film etkiledi. Nerdeyse tahrik oluyordum. Sözde" profesyonel" bir gözle izleyecektim. Ama ne " profesyonellik"! Filmi izlerken çoğu kez koltuğa yapıştım. Çok fazla gerildik,hatta ürktük. Film çıkışı kendimi iyi hissetmedim. Canımı sıkan bir şeyler vardı. Bu yazıyı yazarken de var. Hala canım sıkkın! Yolunda gitmeyen bir şeyler var…
Bunun yanı sıra iyi olan şuydu. Bale,sanıldığı kadar estetik değilmiş.Çok daha ötesi bir şey. Bale öğrenene kadar tırnak kanamalarının hiç de estetik yeri yok. Boks da yüzün dağılması bale de ayak parmakların kırılması gibi....
0 comments:
Post a Comment